[Pazar akşamı yazmıştım bunu kanımca. Önce bir teredüt ettim sonra post edeyim dedi]
Bu yazıya başlamadan önce saate göz attım; tam 11:11′i gösteriyordu. Dilek tutanlar var bu tesadüfün şerefine, ben hiç denemedim. Aslında bir kaç kere denemiş olabilirim ama çevremdekilerin mutluluğu gibi geniş çaplı dileklerdi bunlar. Belki gerçekleşir, o zaman hep beraber gülümseriz. Bazen bireysel düşünmemek lazım 
Normalde günde iki yazı yazmıyorum. İşin gerçeği genelde yazı yazmıyorum. Üşengeç bir insanım çünkü. Ötesinde, duygularımı ifade etmekten hoşlamıyorum, savunmasızmışım gibi geliyor. Bu siteyi bu yüzden seviyorum. Okuyanı az, belki de yok, buna rağmen yazılanlar itiraf sayılabilir. Çünkü kendi kendime konuşmuyorum, duyulma ihtimalleri var.
Şu an Yann Tiersen’den La Dispute dinliyorum. Saate ve moduma uygun. Az önce sevdiğim şiirler ve kendi karalamalarımı yazdığım defteri buldum, okudum. İçinden bonus olarak da bir yıllık yazısı taslağı çıktı. 2008′de mezun olan arkadaşıma yazmışım. Kendisiyle artık pek görüşmüyoruz ama yanlış anlaşılmasın, iş güç yüzünden yoksa sevdiğim insanlardan biridir. Şiirleri ve yazıyı okuyunca şöyle bir düşündüm; geçen seneleri, okul yıllarını üniversiteyi özellikle. 2005-2009, 4 sene ediyor. Bana çok daha uzun gelmişti aslında. Çevremdekiler ve ben, ne kadar büyümüş, ne kadar değişmişiz dört sene gibi kısa bir sürede. Farkları görmek çok heyecan verici doğrusu.
Uzun zaman sonra ilk defa zamanın benim olduğunu hissediyorum. Eskiden yazları 3′ten önce yatmazdım. Saat 3′ten sonra herkes uykuya yenik düşüyor çünkü ve camdan dışarı baktığında, sanki zaman denilen kavramın sana ait olduğunu hissediyorsun. Zira, o an bir tek sen ayaktasın ve zaman seninle geçiyor, diğer herkes ise belli bir süre hayatı dondurmuş. Muazzam bir his. Sanki Dünya kulağına eğilip sana bir sırrını veriyor ve “Bunu kimseyle paylaşma ama” dercesine göz kırpıyor; öyle bir şey.
Saat geç oluyor, yarın erken kalkacağım için yatmam lazım. Gidip ben de hayatımı belli bir süre donduracağım şimdi. Belki birileri saat 3 civarı camdan dışarı bakar, hafifçe gülümser, yaşadığını tekrar hisseder ve Dünya’ya “Kimseye söylemem, merak etme” demek için, geri göz kırpar. Kim bilir? 